Uzun kızıl bir uçurum düşün ucunda bir ayağını aşşağı sarkıtarak beklediğini . Kanını tükürdüğünü düşün. Yerini bile unuttuğun yaranın atıklarını tükürdüğünü beceriksizce dudaklarından süzülen sıvının tenindeki kayışını. Karşıya baktığını düşün aynaya mı yoksa bir başka sene mi bakıyorsun? nefes alıyor musun diye kontrol ettiğini düşün kendini mi ediyorsun yoksa bir başka kişiliği mi. Nerede olduğunu düşün her şeyin tanıdık gelip nerede olduğunu hiç çıkaramadığını. Bakmadığını düşün bakamadığını. Gökyüzünü izleyemediğini ve boş olduğunu düşün kendi gözlerin olduğuna yemin ettiğin o gözlerin boş olduğunu. Nedenini ara kendinde ve kaybol düşüncelerde. Biraz ondan biraz bundan ve tanış karşındakiyle emin olmayarak ve kaybolarak. Neden burada olduğunu düşün yeter ki gerektiğinde düşün.
İnsanın kendini anlayamaması zor.Kafamın karışık olmasını sevmiyorum.
Bir şeyleri bilememekten hoşlanmıyorum.Yöneltilen sorulara pek bir cevabım yok.Düşünemiyorum.Emin olamıyorum. Kimilerince korkaklık olarak sayılabilir. Başıma gelen şeyler.. Başıma getirdiğim şeyler sanki beni eksiltmiş gibi. Bazı parçalarımı yok etmiş. Olmaktan gurur duyduğum şeyleri. Rahatlıkla yapabildiğim şeyleri. Sanki benim için sorun olmayan şeyler şuan sorunmuş gibi. Artık foyam ortaya çıkıyor gibi hissediyorum. Beceremiyorum ve bu belli oluyor. Dış görünüşüm kırılmış gibi sanki içerideki ben dışarı sızıyor gibi bense özenle saklamaya çalışıyor ellerimle örtmeye çalışıyor gibiyim. Bir mucize bir işaret bekler gibi ama ne için bir işaret yada mucize?
Ne istemdiğimi biliyorum.





